Otuzlu Yaşlara Beş Kala

By

Öncelikle hayır doğum günüm değil klasik bir ‘vitas’ yazısı diyebiliriz. Bu konu ne alaka diye soracak olursanız farkındalıklarla dolduğum bir yıl olduğu için otuzlarının yarısına merdiven dayamış biri olarak neler hissettiğimi sizlere anlatmak isterim.

Aslında kendimi bir süredir hazırladığım o sürecin tam anlamıyla içerisindeyim. Bu yüzden sudan çıkmış balık gibi hissetmiyorum -“Inside Out” anksiyete karakteri beni görse delirirdi muhtemelen hani öyle bir hazırlık- ama kimse inişli çıkışlı olabilecek duygular hakkında bir şey söylememişti (!) imdat!

Peki biraz daha yavaş gidelim, ben neyden bahsediyorum? Şöyle ki ben bu yıl yirmi beşinci yaşımı bitirdim yirmi altıncı yaşımdan gün alıyorum. Buraya kadar her şey normal gözüküyor ama otuzlarıma yaklaştığım yaşımla üniversiteden mezun olmam aynı yıla denk geldiği için hissedeceğim duygular üst üste geldi.

Ben kendi yaşıtlarıma göre 2-3 yıl geriden geliyorum bundan dolayı arkadaşlarımın mezun olduktan sonra iş arama ve iş hayatına atılma evresinde yaşadıkları sorunları dinlediğim ve de gördüğüm için kendimi olası sorunlara hazırlamaya başlamıştım. Mesela mezun olur olmaz bana bağlı olarak hemen iş bulabileceğimi ya da bulamayacağımı biliyordum. Yine mezun olduktan sonra biraz dinleneyim öyle iş bulurum dersem, var olan fırsatları kaçırabileceğimi ya da iş bulma sürecimin uzama ihtimali olduğunu da biliyordum. Tabii bu söylediklerimin hepsi eğer benim gibi siz de hemen işe girmek istiyorsanız geçerli bir de biraz panikseniz ama eğer rahatsanız bu konuda pek endişelenmenize gerek kalmayabilir.

İkinci konuysa; bütün tanıdığınız insanların bir anda nişanlanmaya ve evlenmeye başlaması. Evet buna da kendimi hazırlamıştım ama bütün sosyal mecralarda bunu görmeye pek hazır değilmişim. Evlenmek için ölüp bittiğimden değil ama arkadaşlar 25 yaş sizce de biraz erken değil mi ya?

Neyse yeni mezun olmak ve işsiz olmakla beraber geç kalmışlık hissi vücudumun her bir hücresini kapladı sanki. Biliyorum bu yaşlarda her şey oluyor olabilir de hatta bazı arkadaşlarımın bebişi oldu kimi yeniden üniversite okuyor kimi yüksek lisans yapıyor kimi doktora vesaire bunların hepsi normal ama işte her şeyin üst üste geldiğini düşünün, inanılmaz!

Bir de bu yetmezmiş gibi dünya ve ülkemiz bambaşka yerlere doğru gidiyor, her sabah yeni bir habere yeni bir olaya uyanıyoruz ve bugün bundan daha büyük ne olabilir ki derken her seferinde daha büyük şeyler oluyor. Evet insan kendinden mesuldür ama yine de diye düşünerek çevremizi değiştirmeye çalışıyoruz işte.

Her şeye kendimi hazırladığımı düşündüğüm otuza beş kala yaşımın böyle geçeceğini gerçekten hiç düşünmemiştim. En azından bir işim olur gezerim, yurtdışına çıkarım, yüksek lisansa başlarım diyordum ama kısmet böyleymiş. Hayatın bizim için hazırladığı şeyleri bekleyip göreceğiz sanırım.

Yine de bu yaşım neler yapmayı istediklerimi de bana gösterdi on sekizli yaşlarıma göre daha temkinli ve ayaklarımın üstüne basarak ilerliyorum. En basiti, bir iş başvurusu yaparken o işi yapıp yapamayacağımı biliyorum ona göre başvuruyorum toz pembe hayaller kurmuyorum. Kendimde eksiklerimi biliyorum ve elimden geldiğince bunları toparlamaya çalışıyorum. Çevremden yardım istemekten çekinmiyorum çünkü her zaman bir konuyu bilmek zorunda değiliz eksiğimiz olabilir. Eksiğimiz olması da zaten bizi yetersiz biri yapmaz. Mesela benim İngilizcede eksiğim var bunun bilincindeyim ve bunu daha iyi nasıl geliştirebilirim diye çalışmalar yapıyorum. Bu sorunu görmezden gelsem ileri de daha büyük bir sorun olarak karşıma çıkacağını biliyorum.

Son olarak bu yaşlar aslında hep yapmayı istediğim ama ertelediğim şeyleri de yapma fırsatı sundu. Bunu bir şans olarak değerlendirme kararı aldım. Her şeyi gönlümce yapmaya çalışıyorum çünkü önümüzdeki yıl ya da iki yıl sonra aynı ben olmayacağım belki aynı sağlığımda bile olmayacağım. Yapmayı istediğiniz ne varsa yapmanızın tam zamanı, hatta bu yazı bunu okuyanlara bir mesaj niteliğinde olsun. Gitmek istediğiniz o yere gidin, o işten mutsuzsanız ayrılın, duygularınızı saklamayın, düşüncelerinizi söyleyin şimdi değilse ne zaman?

Yazımın sonuna gelirken bunları böyle yaşayan bir tek ben değilimdir diye düşünüyorum. Sanırım yirmi beşli yaşların genel ve de normal bir problemi. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Neler hissetmiştiniz? Hiç pişmanlığınız var mı?

Posted In , ,

Yorum bırakın