Almanya’dan herkese mer-ha-ba!! Erasmus sürecinde zorlanmış biri olarak başka insanların da zorlanmasını istemem ve hazır yurtta oturuyorken bu yazıyı yazmaya karar verdim. Buraya geleli 3 ay oldu. Bir sürü anı biriktirdim bile… Hepsini ve bütün tecrübelerimi buraya aktarmak için sabırsızlanıyorum.
Öncelikle tam olarak nerede olduğumdan bahsedeyim; Ben şuan Almanya’nın Saksonya eyaletine bağlı Dresden şehrindeyim. Buraya 1 dönemliğine yani 6 ay süreliğine geldim, Nisan ayının başında okulum başladı ve Eylül ayının sonunda da bitecek. Tabi Almanya’da her okulun 6 ay değil başvurduğunuz üniversiteye bağlı bir durum. Benim seçtiğim üniversite 6 aylıktı.
Her şey Nasıl Başladı ve Nasıl Karar Verdim?
Öncelikle erasmus benim üniversiteye girdiğimden beri istediğim bir şeydi. Sadece yurtdışında gezmek için değil hem dil öğrenmek hem de yurtdışındaki eğitim hayatını görmek, sonrası için de orada kalmak isteyip istemediğimi görmek istiyordum. Bunun için üniversitenin ilk yılından itibaren ortalamamı yüksek tutmak için hep çaba gösterdim ve şansıma ilk yıl pandemiye denk geldi dersler internet üzerinden yapıldı bu da benim işimi biraz daha kolaylaştırdı. 2. sınıfın birinci döneminde okulun instagram sayfasında erasmus başvurularının başladığını gördüm. En yakın arkadaşımla beraber başvurmaya karar verdik. Belge olarak hazırlığı bitirdiğimizde aldığımız Almanca B1 belgemizi, Europass’da hazırladığımız İngilizce CV’yi ve okulun erasmus başvuru formunu doldurup sisteme yükledik. Okulun erasmus başvuru formunu doldururken de bizden 5 adet üniversite tercihinde bulunmamız istenildi ve bir de şöyle kutucuk vardı “Başvurduğum üniversitelere yerleştirilmezsem başka kontenjanı olan üniversiteye yerleştirilmeyi kabul ediyorum.”. Biz bu kutucuğu kabul etmedik çünkü arkadaşımla hem hazırlık bitirme puanlarımız hem de ortalamamız birbirine yakındı bu yüzden de aynı üniversiteye gitmek istiyorduk. Üniversite tercihlerimizi aynı sırayla yaptık. Yaklaşık 15 gün sonra sonuçlar açıklandı ikimiz de aynı üniversitede erasmus yapmak için hak kazandık. Daha sonra bütün o zorlu süreç başladı.

Davet Mektubu
Kendi okulunuz tarafından artık aday bir öğrenci oldunuz fakat karşı okuldan bir davet mektubu almak için onlarında sistemlerine belge yüklemeniz gerekiyor. Bu yükleyeceğiniz belgelerin de bir son tarihi oluyor onu geçirmemeniz önemli ve tabi en önemlisi hala bir pasaportunuz yoksa hemen başvurmanız gerekiyor. 25 yaş altındaysanız öğrenci pasaportundan yararlanabilirsiniz. Bunlardan sonra L.A. (Learning Agreement) yani öğrenim sözleşmesi yapıyorsunuz. Türkiye’deki derslerle gideceğiniz üniversitedeki dersleri içerik ve isim açısından birbiriyle denkleştirmeye çalışıyorsunuz fakat şuan ki aklımla şunu söylemeliyim ki o kadar uğraşmaya da değmezmiş çünkü buraya geldiğiniz zaman tekrar L.A. Change yapıyorsunuz. Ayrıca kontenjan sorunu oluyor ya da sizin aldığınız ders gideceğiniz dönemde açılmıyor gibi. Ki derslerin saydırılamaması gibi bir durumu da göz önünde bulundurmak lazım. L.A.’i de yaptıktan sonra gideceğiniz okulun sizden istediği belgeleri hazırlamaya başlayabilirsiniz. Benim okulum pasaport ya da kimlik fotokopisi, Türkiye’deki okulumdan aldığım İngilizce öğrenci belgesi, transkript ve dil belgesi istedi. Bütün bu belgeleri gönderdikten sonra yaklaşık 1 ay sonra davet mektubu geldi. Davet mektubu geldikten hemen sonra yurt başvurusunda bulundum. Yurt tercihlerinde bulunurken istekler kısmı vardı. Burada arkadaşımla aynı yurtta ve aynı odada kalmak istediğimizi yazdık yetkililer de bizi aynı yurt ve aynı katta yerleştirdiler. Eğer böyle bir isteğiniz varsa mutlaka belirtin. Ayrıca bizim
Vizeye Başvurma
Bizim bütün süreç birkaç ay içinde olduğu için süreç planlaması yapamadık ama aslında karşı okula belge gönderme işlemlerini erken halledip davet mektubu gelir gelmez de vizeye başvurmak gerekiyormuş. Maalesef vize randevusu hemen verilmiyor ve vize de erken çıkmıyor. Biz biraz geç kaldık dolayısıyla süreç de stresli geçti. İlk olarak sağlık sigortasıyla başladık ve özel sağlık sigortası yaptırmak yerine Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (SGK) AT11 belgesi aldık. 25 yaşın altındaysanız, aileden biri SGK’lıysa ve gideceğiniz ülkede geçerliyse alabilirsiniz. Daha sonra biz vizede göstermek için bloke hesap açmaya karar verdik. Expatrio üzerinden açtık, çok hızlı ve kolaydı ayrıca diğerlerine göre de fiyat olarak daha uygundu. Eğer Almanya’da bir tanıdığınız varsa size garantör olabilir bu seçenekle buraya gelen arkadaşlarım da oldu fakat detaylarını pek bilmiyorum. Erasmus vize başvurusu için ihtiyacınız olan belgeler şunlar; Vize başvuru formu çıktısı, pasaportta kişisel bilgilerin bulunduğu sayfanın fotokopisi, biometrik fotoğraf, davet mektubu, erasmus programına katılacağın tarih aralığını teyit yazısı(bunu okuldan AB Ofisinden alıyorsunuz), masrafların nasıl karşılanacağına dair belge(bloke hesap belgesi, garantörlük belgesi) ve sağlık sigortanız. Ne çıktı alıyorsanız 2 tane alın, her şeyden 2 adet olması gerekiyor. Bunların dışında biz vizenin erken çıkması için aldığımız uçak biletlerini de koyduk ve ekstra vizenin erken çıkmasını istediğimiz için konsolosluğa dilekçe yazdık. Bizim 3-4 günde vizemiz elimize ulaştı.

Bavul Hazırlama
Artık her şey tamamdı ve geriye işin hem eğlenceli hem de yorucu kısmı bavul hazırlamak kaldı. Bu aşamada “şunu da götürürüm bunu da götürürüm” diye düşünürken aslında çok fazla bir şey götüremeyeceğinizi fark ediyorsunuz. Dresden’e geleceğimiz zaman Mart ayının sonu Nisan ayının başıydı ve Almanya’nın da çok sıcak olmayacağını düşünerek ortalama kalınlıkta kıyafetler alıp başka ülkelere de geçeriz diye düşünerek biraz yazlık kıyafetler aldık. İlk bir ay hava soğuktu fakat sonraları hava o kadar yumuşadı ki Almanya mı bizi şaşırttı yoksa Dresden mi bizi şaşırttı desem bilemedim. Burada hava normalden çok daha sıcak geçen günler de 38 dereceyi gördük. Kısaca kıyafet konusunda hava durumu ve insanlar çok yanıltıcı olabiliyor. Bavuluma şort koyarken herkes “Almanya’da şort giyemezsin hep yağmurlu oluyor orada yaz olmaz” diyordu. Şuan şort giymeden geçirdiğim bir gün bile yok. Bu yüzden her şeyden azar azar almak da fayda var sanırım. Ben buraya getirdiğim çoğu şeyi tekrar Türkiye’ye götürmeyeceğim, kıyafet seçimlerimi de hep öyle yaptım. Size de en büyük tavsiyem bu olur zaten mutlaka buradan da alışveriş yapılıyor. Bunların dışında da bol bol iç çamaşırı almanızı ve ekstra bir nevresim seti getirmenizi tavsiye ederim.

Bütün bu aşamalardan sonra uçacağım günü bekledim. Her şey yolunda gitti. Türk havayollarıyla Berlin’e uçup oradan Flixbus’la Dresden’e geçtik. Arkadaşımın bir tanıdığı bizi Dresden’de karşıladı ve yurdumuza bıraktı. Bu aşamadan sonra Almanya hikayemiz başlamış oldu. Burasıyla ilgili yazılarım gelmeye devam edecek. Şimdilik hoşça kalın…


Yorum bırakın